Ömer hayatının çoğunu burada geçirdi. Nesiller öncesine uzanan bir demirciler zincirini anlatıyor.
1919-1922 yılları arasında İzmir’in Yunan işgaline değinerek, “Babamın ustasının ustası Yunan işgali sırasında burada çıraktı” diyor. “Sonra babamın ustası, babam, ben ve şimdi de oğlum geldi.”
Atölyenin geçmişi Akdemir ailesinden önceye dayanıyor. Ömer’in anlattığına göre Sabri Alim adında bir adam Yunan işgali sırasında burada çıraklık yapmış, daha sonra işi kendi ustası Süleyman Acarlar’dan devralmıştı. 1955 yılında Ömer’in babası Süleyman Akdemir, Konya’dan gelerek Sabri’nin yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Sonunda zanaatı oğlu Ömer’e devretmeden önce atölyeyi kendisi devraldı.
Aile, her neslin tam olarak bu odada çalıştığını tespit edemez; Kemeraltı’nda süregelen demircilik geleneğidir.
Ömer, meslek lisesinde demircilik eğitimi aldıktan sonra tornacılık eğitimi aldığını ancak atölyenin asıl eğitimi olduğunu söylüyor.
İşe başladığında atölyede ayakkabı tabanı kesici bıçaklar, tütün iğneleri ve tarım aletleri üretiliyordu. Lazer kesim, sonunda ayakkabıcılar için yaptıkları bıçakların yerini aldı. Tütün tarımı azaldı. Diğer ürünlerin sipariş edilmesi durduruldu.
Bu kayboluş Ömer’i rahatsız etse de buna dair pek nostalji hissetmiyor.
“Her türlü ilerlemeye açığım” diyor ve konuşurken çalışmaya devam ediyor. “Bir yerde sabit kalırsan büyüyemezsin. Eskiden yaptığımız işler ortadan kalktı. Ne yapmamız gerekiyordu, kimsenin ihtiyaç duymadığı şeyleri yapmakta ısrar mı edecektik?”
Oğlunun internet kullanımında da özellikle radikal bir şey görmüyor. Ömer’e göre onları kimin bulabileceği değişti.
Türkiye’nin kuzeyindeki ili kastederek, “Kastamonu’nun bir köyünde birisinin özel bir şey istediğini varsayalım” diyor. “Normal şartlarda o kişi bana asla ulaşamaz. Ama internet aracılığıyla ulaşıyor.”
Atölyeye doğru işaret ediyor. “Ve zanaat becerileri konusunda hiçbir sıkıntımız olmadığından, herkesin istediği her şeyi yapabiliriz.”
Neredeyse tam zamanında otomatik deklanşör açılıyor. Bir adam, sapı gevşek eski bir baltayla içeri giriyor.
Ömer onu tezgahına götürür ve tamir etmeye başlar. Bu arada müşteri etrafına bakıyor. Dikkati gündelik aletlerden kılıçlara ve büyük boy baltalara doğru kayıyor.
“Bunları gerçekten burada mı yaptın?” diye soruyor.
Birkaç dakika sonra baltası onarılarak Kemeraltı’na geri döner.

