Ana Sayfa / GÜNDEM / TARAFTAR GRUPLARINDAN MAÇA DAVET

TARAFTAR GRUPLARINDAN MAÇA DAVET

TARAFTAR GRUPLARINDAN MAÇA DAVET

Ağrı Gençerbirliği Spor’un taraftar grubu olan Doğunun Kaplanlar Tayfası, 23 Nisan Cumartesi günü onanacak olan Ağrı Gençlerbirliği Spor – Patnos Gücü Spor müsabakasına özel hazırlık yaptıklarını söyledi.
Taraftar grubu tribün liderlerinin bir araya geldiği toplantıda önemli kararlar alındı. Grup adına açıklama yapan Doğunun Kaplanlar Tayfası grup liderlerinden Yusuf Kalkan ” Biz Ağrı Gençlerbirliğine gönül vermiş, siyaseti, dili, kimliği bir kenara itmiş, tek düşüncesi Ağrı Gençlerbirliği Spor olan gençleriz. Ağrı’da bizlere yeniden tribün heyecanı yaşatan Sayın Valimiz Musa Işın’a ve kulüp yönetimine teşekkür ediyoruz. Ağrılıyım diyen herkesi 23 Nisan’da tribünlere davet ediyoruz ” dedi.
Maytap ve küfürün olmadığı bir trübün olduklarını söyleyen Kalkan” Biz bölgenin küfür etmeyen ender taraftar gruplarından biriyiz. Sayaha matap atmayan tek düşüncesi takımına destek olmak isteyen bir trübün grubuyuz. Patnos müsabakasında da tek amacımız 90 dakika boyunca takımımıza destek vermek olacak. Maç sonunda kazanan taraf Ağrı olacak. Ağrı Gençlerbirliği Sporumuza başaılar diliyorum. “dedi

Hakkında Ağrı Haber - Admin

Ayrıca Haberler..

Başkan Sayan müjdeyi verdi ; Ağrı’da asfaltlanmamış yol kalmayacak

Başkan Sayan müjdeyi verdi, Ağrı’da asfaltlanmamış yol kalmayacak Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, Ağrı’da kurulacak …

Bir yorum

  1. Ramazan Küsmü

    HİÇBİRŞEY IÇIN GEÇ DEĞIL

    Yıl 2002 Türkiye’de iktidar olacak parti genel seçimlerde rakiplerine oranla büyük farkla galip olarak çıktı. Halkın büyük kesiminde ümit oluştu. Her camia,her cemaat ve sivil toplum kuruluşları kendilerince bir talep listeleri hazırlamaya çalıştılar.çünkü iktidara gelen parti aslında taleplere yabancı olmayan bir partiydi.farklılıklara,hoşgörüye açık bir partiydi.kendi taleplerine yabancı olmayan,gönül rızasıyla oyunu verdiği bir iktidarı belkide türkiye tarihinde ilk defa seçme şansı oluşmuştu. Bütün kesimler bu iktidardan umitliydi. Kürtler,dindarlar,başörtüluler,28 şubat mağdurları,12 eylül mağdurları,yakinlari fail meçhule gidenler,cemaatler,tarikatler,60 darbesi mağdurları..vs.bu kesimlerin hemen hemen hepsi büyük sevinçle iktidar olacak Ak Partiyi desteklemişlerdi. Fakat bunların içinde en mağdur kesim KÜRT’lerdi. Özelllikle kangrenleşmiş,2002 yılına dek 40 bin insanın canına mal olmuş Kürt sorununa artık bir çözüm uretilebilecegi inancı oluşmuştu halkta.Çünkü kürt sorunun içeriğinde yasaklar vardı. Ağır bedeller ödenmiş,kaos ve çatışma ortamı vardı.Kısaca savaş vardı. Ağır,kararlı,güvenlik ve askeri endeksli politikalar kangrenleşmiş kürt sorununda 40 bin can a ve milyon dolar harcamalara sebep olmuştu. Söz konusu soruna sebebiyet veren toplumsal ve kamusal alanlarındaki dışlayıcı,inkarcı ve retçi tutumdu. Cünkü hiçbir sorun sebepleri olmadan oluşmaz.kürt dilini konuşmak yasaktı ,tarih ve kültürü araştırmak yasaklarla bütünleşmişti adeta. Kısaca kürt kelimesinin kendisini söylemek anayasal suç olarak kabul ediliyordu. Babalarımız annelerimiz ve büyüklerimizden hep şunu duyardık:’kürtçe şarkı dinlemeyin’, ‘kendi aranizda kürtce konuşmayın’ , ‘sakın ha kürtçe kaset taşımayın’…Ve’l hasılı kelam kürtler 2002 öncesi Türkiye’sinde her alanda ve herşeyiyle yok sayılıyordu. Genel kurmay başkanı televizyon ve gazetelerde rahatlıkla kürt diye bir ırkın olmadığını “kart- kurt”seslerinden kürt oluştuğunu aslen turklerin dağ kısmı oldugunu özgüven patlamasıyla dillendiriyorlardi.Aslında bunun gerçeği yansıtmadığının en bariz örneği Ak partinin ortaya çıkmasıyla kanıtlandı.
    Ak parti,egemen söylemlerin savaş çığırtkanlığına karşı halkın bilinç altında yatan barış taleplerinin dışa vurumuydu.
    Evet herkesin bildiği Aslında kürtler,türklerle kardesçe bin yıldır yaşamış ayrı bir ırk, millet ve kavim olduğu gerçeğiydi. Dilleri de kendisine has özellikleri olan türkçe gibi ayrı bir dildi. Iste bunu en çok dillendiren Ak Parti iktidarıydı. Toplumda politika haline getirip ülkeye bu hakikati haykırmaya çalıştı. Ve türkiye genelinde haklı bir duyarlılık alanı oluşturuldu. Ak Parti kürtlerin favorisi haline geldi. Kürtler ak partiye sempati duydular,sevgi beslediler. Kürtler yaşadığı bütün il ve ilçelerde ak parti için vekil cikarip, referandumlarda evet oyu kullandılar.Bu karşılıklı jestler sebebi herne olursa olsun ak partiyi kendinin de isteğiyle vaatleri eyleme dökmeye zorladı. 12 eylul darbesinin sonucu oluşan anayasayı değiştirmek zordu. Ama bazı madelerde değişim,dönüşüm ve esnetilmeye gidilerek KÜRT e ait ne varsa bu temel meşru dayanağa dayandırılarak toplumsal alanda meşrulaştırmaya çalışıldı. Devlet politikası haline gelen çalışmalar yapıldı. Bu minvalde Kürtçe okullarda seçmeli ders oldu, kürtçe kanal açıldı, kürtçe şarkılar serbest oldu. Her tarafta kültür,muzik,sanat,eğitim alanlarinda sivil ķürt çalışmaların önü açıldı. “Kart-Kurt” söylemleri turk ve kürt arasinda artik cok saçma bir tabir olduğu gerçeği mırıldandı. Halk bu tarz söylem ve çalışmaları çok gereksiz bulup kürtlerin asli kurucu unsuru olduğunu farketti. Türkiyenin batısında yaşayan türkler, kürtlerin kendi dil, kültür,müzik ve tarih alanındaki çalışmalarını haklı bir gerekçeyle kabullendiler. Medya ve kitle iletişim araçlarında kürtlerle birlik ve beraberlik mesajı vermeye çalıştılar. Ve 2002 öncesi politikaların yanlışlığını farkına vardığı izlenimi verildi. Söz konusu politikalar savaş ve çatışmadan başka bir netice ye varilamadigini tezlelre, kanıtlarla anlatmaya çalıştılar.Türkiyenin doğusunda,batısında,güneyinde ve kuzeyinde birlik, beraberlik ,birlikte kardesçe yaşama arzusu ve umidi oluştu. Ve hemen hemen ülkenin her yerinde Ak Partiye ve Ak Parti kadrolarina dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan iktidarına dua ediliyordu. Bu süreç aslında dışarıda memnun edici değildi. Değildi çünkü türkiye hızla istikrarla büyüyordu. Içeride ise memnuniyet vardı çünkü huzurlu bir ortam oluşmuştu. Genel olarak turkiyede bireysel ve toplumsal hak ve hukuk alanlarında önemli değişim ve dönüşümler oluyordu. Türkiye tarihi boyunca bu bir özlemdi.Bir anda ne olduysa bu ortam bozuldu. huzur ortamı yerini savaş ve şiddete bıraktı malesef. Dış mihraklarca istenilen memnun edici bir ortam oluşmuş durumda. Fakat toplumca çok endişe ve huzursuz edici.
    Türkiye de bunlar yaşanırken ortadoğu coğrafyasında köklü değişimler yaşanıyordu.Tunus,mısır, yemen,libya ve son olarak suriye gibi ortadogunun kalbi hükmünde ülkeler bir bir yıkıldı. Ortadoğu halkı büyük ekseriyeti baas rejimlerinin diktatörlerini cezalandırdı. Türkiye kendi iç karışıklıklarına rağmen ortadoğunun en istikrarlı tek ülkesi olarak kaldı. Bu konu da şanslı olduğumuzu belirtmek isterim. Tunus ,yemen,mısır,libya ve son olarak suriye de milyonlar canını ve namusunu deaş gibi çetelerden korumak için yollara düşüp muhacir oldular. Gariptir ki onları karşılayacak ensar yok maalesef. Bunları bile bile turkiye ye gelip buradan avrupaya geçme umidindeler. Ortadoğu nun yıkılmasında etkili olan aktörlerin başını çektiği avrupa devletlerinin pek umurunda değildi ortadoğu halklarının bu içler acisi durumu. Ihale yine türkiyenin sırtında kaldı. suriyenin bu denli karışıklık yaşaması ve dais gibi çetelerin turemesi türkiyenin kendi ülkesinde sıkı güvenlik endeksli politikalara yönelmesine sebebiyet verdi. Özelikle türkiye guneydogudaki savaşların musebbibi suriyedeki ic karışıklığidir. Çünkü suriye de geçmişte mektun olarak bilinen kürtler artık geniş bir ilhak alanı oluşturmuş bulunmakta.Suriye de türkiye sınır hatı boyunca kantonlar kürtlerin hakimiyet alanında pyd ve ypg tarafından yönetilmektedir. Pyd ve ypg, turkiye ye göre pkk ya yakın kürt güçleridir. Türkiye bunu uluslararası camialarda her fırsatta dille getirmeye çalıştı. Aslında haklı gerekçeleri vardı. Çünkü pkk doğu güneydoğu da hendek kazmiş ve patlayci madelerle doldurmuştu buraları. Şahsım adına bu hendek siyasetinin türkiye halkları, hele doğu ve guneydogu halkari açısından pek sağlıklı olmadığı kanaatindeyim. Çünkü doğu ve güneydoğu illerinde binlerce insan bu hendek siyasetinin neticesinde mağdur olmuş durumda.Bu düşünceleri dile getirmemdeki neden türkiyede yaşayan bir vatandaş ve halktan biri olarak çözüm sürecine artık her ne adla olursa olsun geri dönülmesini temenni ediyorum. Halkın içinden biri olarak Halkın yüzde doksanın temennisi bu yönde. 2002 de akparti daha zorlu bir süreçten sonra devrimsel bir süreç yaşattı halkına. Hiçbir şey geç olmuş değil. Tekraradan çözüm sürecine dönulebilir. Halkın talebi hepten bu yönde. Eminim aklı selim siyasetçilerimiz çoktur.başta ak parti ve hdp kadroları olmak Olmak üzere birçok siyasetçi bu konuya hakimdirler.Ve bu konuya girilmesi gerektiği kanısındalar.
    Islâm ümmeti olarak zorluktan sonra bir kolaylığın olduğuna inanıyoruz. Her iki taraftan da fedakarlık bu kangrenlesmis ve binlerce insanın maddi manevi yıkılmasına sebep olmus bir yaranin bitmesine yol açacağı kanaatindeyim. Anadolu ve mezopotamya coğrafyasında yüz yıllardır birlikte yaşamış bütünleşmiş et-tırnak olmuş bir milletiz. Sadece karşılıklı biraz empati ve anlayış.
    Daha güzel yarınlarda buluşmak dileğiyle…huzurla kalın…
    Ramazan Küsmü (Sosyolog,psikolog,fels.grubu öğret.)

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.